FIRTINANIN HABERCİSİ - MAKSİM GORKİ

Fırtınanın Habercisi

Yazarın kısa öykülerinden derlenmiş olan kitap, okuyuculara Rus olsun da çamurdan olsun dedirtiyor. İşte kitaptaki öykülerden birisi, sanki bir kadının yaşamının özeti gibi.

Kitap hakkında detaylı bilgi için: http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=90901

Masal
Bu okuyacağınız bir masaldır , ona göre dinleyin.
Bir zamanlar sapsarı sacları dizlerine kadar uzanan, mavi gözlü güzel mi güzel bir kız varmış. içinde ne kötülük ne de yalan barınırmış. iyi yürekli ve ince duyguluymuş. durmadan güzel düşler kurarmış. dedik ya bu bir masaldır.
Sözünü ettiğimiz kız, öyle kral kızı falan değildi. her yerde rastlanan tatlı kızlardan biriydi. üstelikte yoksuldu. bir gün işini bitirmiş tarladan eve dönüyordu. .
Yolun kıyısında, ağacın altında biri oturuyordu. uzun boylu, zayıf yüzü kırışıklıklarla dolu, yaşlı bir adamdı bu. her gün karşılaştığımız yaşlı adamlardan biriydi. ama bunlardan tek farkı ışıl ışıl yanan derin bakışlı gözleriydi. kız yaşlı adamın önüne gelince durdu. Bu adam garip bir etki bırakmıştı üzerinde. içi acıma duygusuyla doldu. birden u yaşlı adamı sevindirmek, onun son anları süsleyecek bir şey yapmak isteğine kapıldı. oradan bir çiçek kopardı ve gülümseyerek yaşlı adama uzattı. üzgün ama sevgi dolu bir sesle:__size bundan baksa bir şey veremiyorum. dedi. baksa hiç bir şeyim yok…
Yaşlı adam kıza bakıp , bilgece gülümsedi.
__tatlı kız dedi, böyle söyleme. doğru değil bu. pırlanta gibi yüreğin var, inan bana!bu, insanların sahip olabileceği en değerli hazinedir. verdiğin çiçeği alıyorum, sağ ol. ama bu davranışına karşı bende sana bir şey vermek isterim. dile benden ne dilersen!her istediğini verebilirim sana, çünkü ben bir büyücüyüm. anlıyor musun, her istediğini verebilirim, haydi simdi söyle ne istediğini!
Kız, yaşlı adamın bu sözleri üzerine düşünceye daldı. aptal değildi. yararlı bir şey istemesi gerektiğini biliyordu. ama ne istemeliydi?bir kızın yasamı boyunca en çok gereksinim duyacağı şey ne olabilirdi?bir türlü karar veremiyordu. düşündü düşündü, bir şey söyleyemedi. en sonunda yaşlı adam dayanamadı, ona hatırlatmak amacıyla:_söz gelişi dedi, ne bileyim iste, çok akilli bir kız olmak istemez misin?
Kız çok akilli kişilere, herkesin ilgi ve saygı gösterdiğini düşündü. __evet çok akilli bir kız olmak isterdim elbette.
Yaşlı adam tatlı tatlı gülümsedi.
__yada dedi, mutlu olmak, çok mutlu olmak istemez miydin?
Kız şaşırmıştı:
__mutlu olmak mi, diye sordu. . bugüne dar kendini hiç mutsuz hissetmemişti. akilli olmakla mutlu olmak arasındaki ayırımı anlayamamıştı. .
___yok yok dedi . bence hepsi bir. iyisimi siz beni akilli bir kız yapın!
__ah kızım, sen gerçekten çoçukmuşsun daha!ama ben sana acıdım. isteğini geri çevirmek elimden gelmeyecek. seni akilli bir kız yapacağım. . ne var ki bu durumun seni bir gün tedirgin ederse, yine kabana gelebilirsin. belik bir gün akilli olmaktan sıkılır, baksa bir şey olmak istersin. yalnız ben insanların isteklerini bir kez yerine getiririm. bunu da unutma!
___bir kez mi, dedi ama çok akilli olmak böylesine korkutucu ve yorucu bir şey mi ki?
___seni sunun için uyarmak istiyorum: akilli olur olmaz kendini evrenin büyüklüğü ve sonsuzluğu içinde pek küçük ve beceriksiz bulacaksın. düşüncenin sinirsiz ve hiç sönmeyen ateşinde yalnızca küçük bir kıvılcım olduğunu göreceksin!gerçi aklinin üstün yeteneği karşılığında büyük bir ün kazanabilirsin. ama akilli kişinin üne ihtiyacı yoktur. sonra bütün insanlara öğretmek ve bu öğrettiğin şeylerin sorumluluğunu da taşımak zorunda kalacaksın.
Yaşlı adam, bir süre daha ona aklin niteliklerinden söz etti. ama kız onu yeterince anlayamıyordu sonunda akilli olmanın yükünü kaldıramayacağını anladı
___iyisi mi dedi siz bana daha baska şeyler verin.
___olur, dedi yaşlı adam. ama ne vereyim?sevgimi ? bunun için benim yardımım gerekmeyecek. zaten alabildiğine sevecekler seni. altın mi?bunu hiç salık vermem. çünkü senin köle olmanı istemem. zenginlik bir çeşit köleliktir. güzellik mi?en büyük güzellik olan sağlık sende zaten yeteri kadar var.
___biraz daha güzel olamaz miyim?. yada bakin en iyisi geleceği görme yetisi verin bana geleceği görecek kadar akilli ve sezgili olamaz miyim. ?ne istediğimi anladınız mi?daha yasamadan , yaşayacağım her şeyi göremez miyim, ne dersiniz bu olamaz mi?
___sanırım olur. ama bana kalırsa böyle bir şeye kalkışmasan daha iyi edersin.
Kız sabırsızlanmaya başlamıştı. içinde depreşen merakla çırpınıp yalvarıyordu:__oh ne olur, ne olur
Yaşlı büyücü:___peki dedi , otur bakalım şuraya
Kız yaşlı adamın buyruğunu dinleyip oturunca, adam sordu:___sen yalnızca geleceği görmek mi istiyorsun. yoksa başına gelecekleri iyice anlayıp kavramak mi?
___elbette elbette, karşılık verdi kız.
Yaşlı adam elini kızın başına dokundurdu, uykuya benzer bir uyuşukluğa dalan kız şunları gördü:
Sıcak bir yaz aksamıydı. kız az önce kendisine seni seviyorum diyen insanla yan yana yürümekteydi. kız o anda alabildiğine mutludur. yüreği tatlı tatlı çarpmaktadır. yanındaki insan yani gelecekteki kocası, simdi kendisine annesinden de, babasından da daha yakın ve değerli görünmektedir. cesareti artmış , yüreğine güç gelmiştir. . bu heyecanın, içini dolduran tatlı coşkusu içinde haykırır:
__oh sevmek ne güze l şey!
Delikanlı kıza:___sevgi yalnız bu kadar değildir, der. simdi duydukların ancak bir parçasıdır sevginin.
Sonra ona sevginin insani yücelten, yükseklere doruklara çıkartan, gökyüzüne yaklaştıran bir güç taşıdığını, onu kendisine kardeş gibi yaklaştıran mutlu anlardan, içi içe girmiş duygulardan olağan üstü zevklerden oluştuğunu anlatır.
Kız , delikanlıyı merakla dinler. kendi yüreğinin de, düşünce ve duygu yakınlığıyla uyandırılmış bu görkemli çiçek bahçesinin de, hangi duygularla dolu olduğunu ona söylemek ister, ama heyecanlanır;bu yeni duyguları belirtecek yeni sözcükler arayarak, kesik kesik konuşmaya baslar. delikanlı kızı dikkatle ve yaşlı bir insanmış gibi hoşgörüyle dinlerken onu öperek sık sık konuşmasını keser birden kıza öyle gelir ki, delikanlı onun söylediklerin, mutluluktan sayıklayan birinin sözleri gibi dinlemektedir. kızcağız bundan gocunur. kendinden ve düşüncelerinden söz etmeye baslar.
Delikanlı kıza bakıp onun biraz saf, birazda bilgisiz olduğunu söyler. bu davranış kızı incitir;çünkü o simdi kendini daha akilli bulmaktadır. kizin içi burkulur ve susar. onun bu durusunu delikanli baksa türlü yorumlar;heycanina ve içinde büyüyen isteklerin taskinligina verir, çoksuyla öper onu, kizin basi dönüp esriklesinceye kadar öper. bu bosanan sevgi seli sonunda kiz kendinden gecmistir. ve artik o bir kadindir…
Kiz birden kendine gelir. delikanlinin, kendisine gururla bakisi onu korkutur. içinden bir şeylerin kırıldığını duyarak ağlamaya başlar. O zaman delikanlı ona egilip, gönlünü almak için der ki:
-Ağlama, bu olağan bir şeydir. Her genç kız önce yadırgar bunu. Ama bu, doğanın bir yasasıdır, önüne geçilemez.
__ah! Kendimi asalara düsmüs hissediyorum. bir daha ele geciremiyecegim bir seyimi yitirdim. öyle cok sey gitti ki benden, oysa bana verilen öyle azki…. insanin yasamini degistiren o an neden sanki bu kadar kisa?farkina bile varamiyor insan. gelecek günler kim bilir nelerle yüklü?
Delikanli bir kralin koruyucu ve güven verici tavriyla derki:__hiç korkma!yaninda ben varim, her zaman da yaninda olacagim. beni anlamaya çalis, göreceksin, daha çok yakinlık duyacaksin bana. seni seviyorum. mutlu olman için bu sana yeter, bana inanmalisin.
Delikanli bunlari söylerken bir yandan da kizi öpmektedir. kiz , içindeki karma karisik duygularla ona boyun eger.
İste, karnında yeni bir yasamin kipirtilarini ilk ozaman duydu. gelecegini kaygiyla düsündügü geceler uykusu kaciyordu. uzun saatler boyunca sevinc ve korku içinde, karnindaki bu can kipirtisini dinliyordu
Günleri birbirine benzer geciyordu. kocasina duydugu sevgisi ve ilgisi bir aliskanliga dönüsmüstü. evet, kocasi kendisinden güçlüydü. bunu öne sürerek de yasam kavgasina kendisini ortak etmiyor amaclarini onunla paylasmiyordu. bu davranisiyla karisini içten içe kiriyor, canini sıkıyordu. genç kadinin içindeki yenilik istekleri, durmadan kafasini kurcaliyordu. bazan çilginca seyler düsünüyordu. ama yakinda anne olacakti. bu, ciddi bir durumdu;gelecegi konusunda da kaygi veriyordu . buyüzden. kocasinin kendisine karsi duydugu sevginin azalisini kabullenmek zorunda kaldi. karninda yasayan yaratik, gece gündüz artik onu tedirgin ediyordu. sonunda birgün genç kadin, sancilanip kivranarak küçük, canli bir yaratik dünyaya getirdi. simdi yep yeni duygular ve kaygilar doldurmusdu yüregini. tüm ilgisini bu binicik güçsüz yaratiga yönelti. onun üstüne kanat gerip, tehlikelere karsi korudu. çoçugunun yasamla yaptigi savasi kazanmasi için yardimci olurken, kendi gücüde gittikçe azaliyordu. çoçuk büyüyüordu. her adimda önüne engeller çikaran dis dünyayi da tanimaya basliyordu. genç kadinin ona olan bagliligi ise hergecen gün artiyor, üstne titriyordu. çoçuguna ve kocasina olan düskünlügü, islerinin yorgunlugu genç kadini yipratiyordu;ama, bunun farkinda bilie degildi. ilk çoçugu daha yürümeye baslamadan, ikinci bir çoçuklari daha oldu. kadinin dertleri çogaldi. kocasiyla ilk karsilasitklari günkü sevinç ve sevgi, çoktan zamanin derinliklerinde eriyip gitmisti. bir gün çoçuklarinin büyüyecegini, herseyi anlayabilecek ve düsünebilecek bir duruma geleceklerini düsleyip seviniyordu. ama ardindan hemen bir kaygi çöküyordu içine. çoçuklar yürümeye basladilar. odananin pencerelerinden disardaki yasami gördüler. çevrelerindeki hersey haraket ve gürültü içindeydi;heryanda bir canlilik vardi. ilk kez ava çikan tilki yavrulari gibi doymak bilmeyen bir merakla cevrelerini gözlüyorlar, daha iyiyi kötüden ayirt etmesini bilmiyorlardi. yasam hava gibi heryere siziyor;cevrelerini sariyor, onlari kendine cekiyor, sanki büyük bir güçle köpürüp tasiyordu. çoçuklarinin yasama karsi duyduklari bu ilgiyi gören anne, onlara iyiyi ve kötüyü ögretmeye calisti. kendi bildigi kadariyla yapiyordu bunu. Onlara, eskiden beri inandigi, ama pek acik secik anlamadan inandigi degerleri ögretiyordu. bunu yaparken birseye dikkat etti. zamanla birlikte degerler de degisiyordu. kendi inançlarindan çogunun yasama karsisinda bos ve yersiz oldugunu görmüstü dogru diye bildigi bir çok sey, kendisi için gereksiz ve zararli olmustu. ama bunu çoçuklarindan gizledi. çünkü bildiklerinin ise yaramadigini açıklasa, onlara ögretecegi ne kalirdi?çoçuklarini, yeryüzünün en iyi ve en mutlu insanlari olarak görmek istiyordu. onlari yasamin zararli etkilerinden korumak için gece gündüz savasiyordu. Onlar için sacini süpürge etmis, kulu kölesi olmustu. ama bunlarin yetmedigini gördü birgün. harcadigi bunca caba, verdigi bunca emek, onlarin mutlulugu için yeterli degildi. savastigi düsmanlari tam olarak tanimiyordu. namuslu olmak için bunca direndigi halde, neden namuslu olmak gerektigini bilemiyordu. çünkü bugüne kadar hiç de mutluluk vermemisti ona. namuslu olmak…bunlari görünce umutsuzluga kapildi.
Eger hersey, bir anda olup biten bir ise bagliysa neye yarar bunca caba?iyi seyler bukdar çabuk elden kaci verirse ne diye kendimize birtakim amaçlar edinelim, diye düsünüyordu.
Gercek mutlululgun bir damlasina erisebilmek umuduyla kaca bir kap pis su içiyorsun!çünkü mutluluga varmak için harcanan emektende zevk almayi unuturuyorlar insana. bu yüzden bu kadar caba harcayarak elde ettigin mutlulugun tadina da dogru dürüst varamiyorsun. yükseklere çikmanin da geregi yok. iyiligin doruguna çikip asagida kalan kötülükleri ve pislikleri seyrtmenin ne anlami var?
Tek basina yasanmaz. insan yasam için yaratilmistir. yasama hizmet eder. iste, genç anne çoçuklarin yetistirmek için çirpinirken kafasida bu düsüncelerle doluydu. kimi zaman öfkeyle herseye baskaldiriyor, kim zamanda üzüntüyle boyun egiyordu. çoçuklarini mutluluga götürecek bir yol bulmak için kendi yasamini degistirmeyi bile göze almisti. eski inançlarini degistirip yikiyor, onlari yeniden yaratiyordu. bazan gülüyor, bazen agliyordu. çoçuklarini düsündügü uykusuz geceler kendisine iskence oluyordu. sürüp giden yasam ise hep ondan daha çogunu istiyordu. onunla alay ediyordu sanki bu arada genç annenin güzellige, farkina bile varmadan solup gitmisti.
Geceleri düşünceler içinde bunalan anne, gündüzleri makine gibi çalışıyordu, Sanki bir kez kurulmuştu ve yaşam boyu işleyip duracaktı.
Çocuklaı büyüyordu. Artık dış dünya onları etkiliyor, kafalarında bazı düşünceler oluşuyordu. Annelerinin onlara öğrettiği dogrulara aldırmıyor, kendi dogrularını savunuyorlardı. Bazen annelerine kafa tutup, onun kalbini kırdıkları da oluyordu. Artık annelerini, kendilerini anlamayacak kadar yaşlı buluyorlardı. Giderek, kendilerine bir şey öğretemeyecek kadar bilgisiz ve yaşam yoksunu görmeye başladılar.
Anne, çocuklarının yaşamla ilgili sözlerini her gün biraz daha dikkatle dinliyordu. Onlar kimi zaman aşağılayıcı, kimi zaman da alaycıydılar.
Bu yeni zaman mıydı?Evet, kendi gençliğinde nasılsa, öyleydi. Nitelik olarak aynıydı. Yalniz biçimler degisiyordu. Ve anne bunca yildir , gücünü yalnizca bu biçimleri gerceklestirmek için harcadigini düsünüyordu. demek ki üstün tutdugu sey biçimdi. simdi bu yalnisini üzüntüyle kesf etmisti. anne bu yanlisindan dolayi aci duyuyordu. ilk çoçugunun dogusula baslayan dönem, tüm acilarla doluydu. ama, o, zaman zaman umutlarla ve düslerle süslenen yasama biçimine alismisti. çoçuklari, ufak tefek kusurlarina karsin, dünyanin en iyi çoçuklariydilar. çoçuklarinin hem bedensel hemde ruhsal yaraticisi olan anne, içinde bir korkunun yer ettigini duyumsuyordu. onlari iyi egitememis olmaktan korkuyordu. çünkü çoçuklarin hertürlü davranisindan sadece o sorumlu tutulacakti.
Çoçuklarinin yazgisi konusunda, anne her zaman kaygiliydi. mutlu olmalari için üzerlerine titriyordu. onlara yasamanin, mutlu olmanin yollarini ögretme konusunda ne kadar yetersiz oldugunu da biliyordu. tutkulari ve istekleri azalmis. alçak gönüllü bir kahraman gibi çirpinip duruyordu.
Güzelligi uçup gitmekteydi. kocasiyla arasindaki o güzel dostluk da gittice azalmisti. kadin bazen kendi kendine soruyordu:___beni bu adama baglayan nedir?
Bu sorusuna, yüreginden üzüntülü bir karsilik geliyordu:___aliskanlik!!
Kadin yeniden soruyordu:___peki, ya sevgi ne oldu?
Yüregi bu soruya karsilik vermiyordu. kadin üsüyor, kederleniyordu. yalnızdı o, yapayalniz
Ama iste, çoçuklari büyümüslerdi kendilerine 25 yildir gösterilen ilgiye onlarda elbet bir karsilik vereceklerdi. bunu sevgileriyle ödeyeceklerdi. simidi onlar annelerinin nazini çekeceklerdi. bütün varligini çoçuklarina bagislayan anne , elbette bunu hak etmisti.
Ama burada da o eski hikaye yine çikti ortaya. Eskiydi ama, her zaman da tazeydi. :ask denen tutku yine çikti ortaya.
Çoçuklarinin tirnagi kadar degeri olmayan. kizlarla delikanlilar çika geldi. anne, çoçuklarinin yasamininda sahneye yeni çikan bu kislerden daha az yer tutdugunu sezmisti. asklarin bahar kadar kisa sürdügünü biliyordu. ama yanlis birsey yapmamak için, kendini bu yeni duruma da çabucak alistirdi.
Çoçuklarinin baskarini kendisinden üstün tutmasi , onu yalnizca korkutuyordu. anne bu yeni gelenlerin düsündükleri gibi olmadigini çoçuklarina anlatmaya calisti. ama onlar bu uyarilara karsi çiktilar. tartistilar, kavga ettiler ve sonunda inandirip üstün çiktilar.
Anne bu yabancilarin, içi hiç de istemeden kabul etmek zorunda kaldi. Sonunda da çoçuklarinin bu yabancilara birakti. yanlis bir is yapacagi korkusu da pesini hiç birakmiyordu. ama artik rahata ve huzurada susamisti.
Anne simdi yalnizdi artik. onun yasam çevresi çoçuklarina dar gelmekteydi. onlar annelerine ancak, karilarini ve kocalarini gücendirmeyecek kadar bir sevgi ve ilgi göstermekteydiler. bu gösterdikleri sevgi ise anneye asagilanmis bir sevgi gibi, bir sadaka gibi gelmekteydi. iste onlarin verebildikleri bu kadardi
Oysa anneleri onlara bütün yasamini vermisti. bu yasamin karsiligi nasil ödenecekti?bu borcu onlarda kendi düzenlerini kurduklari zaman ödeyeceklerdi. biraz daha beklemesi gerekti. anne bunu da kabullenmek zorunda kaldi. artik herseyi kabul ediyordu.
Bir kiyiya atilmis, posasi çıkmıs bu yasli anne, yüregini, her zaman yaptigi gibi, düslerle çoçuklarinin ona gösterdigi yarim yamalak ilgi ve özenle besliyordu.
Bazen yalniz basina oturdugunda yasaminin bir özetini çikarirdi. bir tas yiginini eseler gibi, anilarini kurcalar anneligin gecici sevinçlerini anip onlarla avunurdu.
Acinacak bir durumdaydi. elinden herseyi alinmisti. ama yinede yasamin kendisine yükledigi görevi yerine getirdigi için gögsü kabariyordu. artik çoçuklarida birer anne ve baba olmustu. kendi iç huzuruyla mutlu olabilirdi.
Ama daha rahata erememisti. çünkü iyi zamanlarinda onu pek hatirlamayan çoçuklari, isleri biraz bozulmaya yüz tutunca hemen yardimini istemeye kosmuslardi ve anne, ölüm kendisini buluncaya kadar elinde ne kalmissa onlarida çoçuklariyla paylasti. ve sonunda öldü. çoçuklari günlük yasamlarinin kargasasi içinde onun anisini bir süre daha yasattilar. baslangiçta mezarini sıksık siyaret ediyorlardi. giderek bu ziyaretler seyreklesti. sonunda da onu hepten unuttular. o artik tamamem ölmüstü.
Kiz bu düsten uyaninca korku ve aciyla sordu:___peki ya benim yasamim ne olacak?nerdeyim ben?yasamin bana verecegi seylerin hepsi bu mu?yasam boyunca bundan baskbirsey üretemeyecekmiyim?nerede benim yasamim?ama yasli adam artik kizin yaninda degildi.
Bu yasli adam bilge kisiydi. gelecegi okumus ve bunu için hiçbir tesekkür beklemeden çekip gitmisti. zaten bunun için kizin kendisine tesekkür etmeyecegini de biliyordu.
Kiz, sorularina bir karsilik alamayinca aglamaya basladi. aglamaktan yorulunca da.
Gelecegini karsilam üzere evine gitti. .

Böyle bir olay hiç olmadi. . baslarkende söyldedigimiz gibi bu yalnizca bir masaldir.